Ders notları, bir öğrencinin belirli bir dönemdeki akademik performansına ilişkin önemli bilgiler verir. Ancak bir gencin güçlü yönlerini, motivasyonunu, değerlerini ve gelecekte hangi alanlarda gelişebileceğini tek başına açıklamaz.
Bir genç lise yıllarına yaklaştığında çevresinden giderek daha sık aynı soruyu duymaya başlar: “Hangi mesleği seçeceksin?” Bu soru iyi niyetlidir. Aileler çocuklarının güvende, başarılı ve gelecekte mutlu olacağı bir yol bulmasını ister.
Fakat henüz kendisini keşfetme sürecindeki bir gençten hayatının geri kalanını belirleyecek kesin bir cevap beklemek, onun üzerinde ağır bir baskı oluşturabilir. Üstelik bu karar yalnızca ders notlarına dayanarak verildiğinde, gencin kim olduğuna ilişkin önemli parçalar gözden kaçabilir.
Ders notları bize ne anlatır?
Notlar; öğrencinin belirli bir derste, belirli bir ölçme yöntemiyle ve belirli koşullar altında nasıl performans gösterdiğini anlatır. Çalışma düzeni, öğretmenle kurulan ilişki, sınav kaygısı, dikkat, hafıza, zaman yönetimi ve o dönemde yaşanan duygusal güçlükler bu performansı etkileyebilir.
Bu nedenle yüksek bir not her zaman güçlü bir ilginin göstergesi değildir. Öğrenci bir derste başarılı olabilir fakat o alanla uzun süre ilgilenmekten keyif almayabilir. Benzer şekilde düşük bir not da o alanda yeteneğinin bulunmadığı anlamına gelmez. Öğrenme biçimi, anlatım yöntemi veya sınav koşulları öğrencinin gerçek kapasitesini görünür kılmamış olabilir.
Ders notu bir veridir; fakat gencin tamamı değildir.
Güçlü yön ile yüksek not aynı şey midir?
Güçlü yönler yalnızca akademik başarıyla sınırlı değildir. Bir genç karmaşık problemler arasında bağlantı kurmakta, insanları anlamakta, fikir üretmekte, bir grubu organize etmekte, mekânsal düşünmekte veya el becerisi gerektiren işlerde öne çıkabilir.
Okul sistemi bu güçlerin bazılarını görünür kılarken bazılarını daha az ölçebilir. Bu yüzden genci anlamaya çalışırken yalnızca hangi derslerden yüksek not aldığına değil, hangi faaliyetlerde doğal bir akış yakaladığına da bakmak gerekir.
Şu sorular önemli ipuçları verebilir:
- Hangi işleri yaparken daha az dış desteğe ihtiyaç duyuyor?
- Hangi konularda kendiliğinden sorumluluk alıyor?
- Arkadaşları ondan en çok hangi konuda yardım istiyor?
- Bir sorunla karşılaştığında nasıl bir çözüm yolu izliyor?
- Hangi faaliyetlerde zamanın nasıl geçtiğini fark etmiyor?
Motivasyon kaynaklarını anlamak neden önemlidir?
İki genç aynı alanda benzer düzeyde başarılı olabilir; fakat onları harekete geçiren şeyler birbirinden tamamen farklı olabilir. Biri yeni fikirler üretmekten, diğeri somut sonuç görmekten; biri insanlarla birlikte çalışmaktan, diğeri bağımsız hareket etmekten güç alabilir.
Gencin neyi yapabildiği kadar, hangi koşullarda yapmak istediği de önemlidir. Çünkü sürdürülebilir bir yönelim, yalnızca kapasiteye değil motivasyona da dayanır. Dışarıdan gelen ödüller, takdir veya başarı baskısı kısa süreli hareket sağlayabilir; ancak uzun vadeli gelişim için gencin yaptığı işle kişisel bir bağ kurması gerekir.
Değerler geleceğe ilişkin seçimleri nasıl etkiler?
Meslek seçimi yalnızca “Hangi işi yapabilirim?” sorusuna verilen bir cevap değildir. Aynı zamanda “Nasıl bir yaşam istiyorum?” sorusuyla da ilişkilidir.
Bazı gençler için güvence ve düzen, bazıları için özgürlük ve yenilik, bazıları için topluma katkı veya insanlar üzerinde olumlu bir etki yaratmak daha önemli olabilir. Kişinin değerleriyle uyuşmayan bir alan, dışarıdan başarılı görünse bile zaman içinde tatminsizlik yaratabilir.
Bu nedenle geleceğe ilişkin seçenekleri değerlendirirken yalnızca meslek adlarına değil, o mesleklerin sunduğu çalışma biçimlerine ve yaşam koşullarına da bakmak gerekir.
Öğrenme eğilimleri de yol haritasının bir parçasıdır
Her genç aynı biçimde öğrenmez. Kimi bilgiyi görselleştirerek, kimi deneyerek, kimi yazarak veya başkasına anlatarak daha iyi kavrayabilir. Bazı öğrenciler uzun süre tek bir konuya odaklanabilirken bazıları kısa, yapılandırılmış çalışma aralıklarına ihtiyaç duyar.
Öğrenme eğilimlerinin fark edilmesi, yalnızca okul başarısını yükseltmek için değil; gencin kendisi hakkında daha gerçekçi ve şefkatli bir bakış geliştirmesi için de önemlidir. “Yapamıyorum” düşüncesinin arkasında bazen uygun olmayan bir öğrenme yöntemi veya çalışma ortamı bulunabilir.
“Hangi mesleği seçmelisin?” yerine ne sorabiliriz?
Gence hazır bir cevap vermek veya onu tek bir seçeneğe yönlendirmek yerine, kendisini keşfetmesini sağlayan sorular sorabiliriz:
- Neyi yaparken kendini daha canlı hissediyorsun?
- Hangi sorunları çözmek seni heyecanlandırıyor?
- Tek başına mı, bir ekiple mi daha verimli çalışıyorsun?
- Senin için bir işi anlamlı yapan nedir?
- Hangi konularda daha fazla şey öğrenmek istiyorsun?
- Gelecekte nasıl bir günlük yaşam hayal ediyorsun?
Bu soruların hemen cevaplanması gerekmez. Amaç genci hızla bir sonuca ulaştırmak değil, kendisine ilişkin gözlem yapabileceği bir düşünme alanı açmaktır.
Ebeveynin rolü karar vermek değil, keşfe eşlik etmektir
Ebeveynler çocuklarının geleceğine ilişkin doğal olarak kaygı duyabilir. Bu kaygı bazen hızlıca bir bölüm veya meslek seçme isteğine dönüşebilir. Ancak yetişkinin kendi deneyimleri, korkuları ve başarı tanımı gencin özgün yönelimini gölgeleyebilir.
Gence eşlik etmek; bütün kararları ona bırakıp geri çekilmek anlamına gelmez. Bilgi sunmak, alternatifleri araştırmak, gerçekçi koşulları konuşmak ve kararların sonuçlarını birlikte değerlendirmek önemlidir. Fark, nihai yol haritasının gencin güçlü yönleri, motivasyonu ve değerleriyle birlikte oluşturulmasıdır.
Tek bir doğru meslek değil, bilinçli seçenekler
Günümüz dünyasında birçok insan yaşamı boyunca birden fazla rol üstleniyor, yeni yetkinlikler geliştiriyor ve farklı çalışma alanlarına geçiyor. Bu nedenle genç için değişmez tek bir “doğru meslek” bulmaya çalışmak yerine, kendisini tanıma ve seçeneklerini değerlendirme becerisini geliştirmek daha kalıcı bir kazanım olabilir.
Kendisinin hangi koşullarda geliştiğini bilen bir genç, yalnızca bugün için değil; gelecekte karşılaşacağı değişimler karşısında da daha bilinçli kararlar verebilir.
İzotomi Öğrenci ile genci daha yakından tanımak
İzotomi Öğrenci; 13–18 yaş grubundaki gençlerin güçlü yönlerini, motivasyon kaynaklarını, öğrenme eğilimlerini ve gelişim alanlarını daha yakından anlamaya yardımcı olan bütünsel bir değerlendirme yaklaşımıdır.
Amaç genç adına bir gelecek seçmek değil; gencin kendisine ilişkin verileri daha iyi anlamasına, seçeneklerini çoğaltmasına ve eğitim ile meslek yönelimini daha bilinçli biçimde değerlendirmesine destek olmaktır.