fbpx

ZAMAN MAKİNESİ KESİNLİKLE GERÇEK

Öğretmen sınıfa girer. Çocuklara bugünkü ders konusunun hayal kurmak olduğunu söyler.

Çocuklar çok heyecanlanırlar, sabırsızlıkla hayallerini söylemek isterler. Çocuklar hayallerini söylerken bir öğrenci “Zaman makinesini icat etmek istiyorum” der. Öğretmenin cevabı şu şekildedir: “Gerçekçi hayaller kur!”

“Gerçekçi hayal”den yola çıkarak öğretmenin düşüncesini irdelemek istiyorum. Öğretmenin kafasında büyük bir olasılıkla gerçekleşebilecek veya gerçekleşemeyecek hayallere ilişkin bir liste var ve liste dışı olan her fikir onun zihinsel mekanizmasında hata veriyor. Sizin kafanızda böyle bir liste var mı? O zaman biraz da tarihten ders çıkarmaya çalışalım.

Bugün bize konfor sağlayan, zaman yaratan ve hayatımızın doğal bir parçası haline gelen kullandığımız birçok teknolojik aleti düşünün. Bunların hepsi zamanında sadece bir hayaldi ve o hayale inanan kişiler tarafından gerçekleştirildiler. Bilim adamlarının ve mucitlerin hayatlarına baktığımızda birçoğunun toplum tarafından anlaşılamadığını ve desteklenmediğini görürüz. Büyük bir çoğunluğu eğitim hayatında öğretmenleri tarafından çok hayalperest bulunmuş, derslere ilgilerinin olmadığı gerekçesiyle (çoğunun da öğrenme güçlüğü olduğu söylenerek) eğitim hayatından kopartılmışlardır. Bahsettiğimiz öğretmen eğer Thomas Edison veya Albert Einstein’ın öğretmeni olsaydı büyük olasılıkla onlara “Gerçekçi hayaller kur” diyecekti.

Çevrenizde birçok insanın yetenek alanlarında ilkokul öğretmenleri tarafından örselendikten sonra konudan uzaklaştıklarını ve belki de yetişkinlikten sonra tekrar ilgi alanlarına döndüklerini duymuşsunuzdur. Çünkü yetenek kendisini gerçekleştirmek ister, içten ve bitmeyen bir yakıt enerjisi vardır, ortaya çıkarılmadığında kişiyi tatminsiz bir hayatın içine iter. Belki de öğretmenlerin en çok yapması gereken “yargılamayı” ortadan kaldırmaktır. Yargılamadan ilgiyle dinlemek bile çocuğun o konuda daha motive olmasını sağlayacaktır. Diğer önemli bir konu ise öğrenciyi farklılıklarıyla kabul edebilmesidir.

Eğitim sistemimizde özel eğitim kapsamına giren “Üstün Yetenekli Birey”lerin , farklılıkları anlamında en az anlaşılan öğrenci grubu olduğunu düşünüyorum. Yukarıda bahsettiğim örnekte hayal kuran öğrenci bu tanıyı almış bir çocuktur. Bu öğrenciler aynı zamanda derslerde sıkılan bir davranış şekli sergilerler. Sebebi gayet basittir. Uygulanan müfredat seviyelerinin altındadır. Eğitim ortamları bireysel ihtiyaçlarına göre yapılandırılmadığı için sürekli bir hareketlilik söz konusudur. Bu öğrenciler ders dinlerken genelde anlatan kişiye birebir odaklanmaz, resim çizebilir, sürekli kalkıp kalem açabilir veya arkadaşı ile konuşabilir. Öğretmen soru sorduğunda doğru cevabı verebilir. Bu gruptaki çocukların ebeveynleri ile konuştuğumda birçok öğretmenin çocuğun hiperaktivite ve dikkat eksikliği problemi olabileceğini söylediğini ve ilaç kullanmasını talep ettiğini duyuyorum.

Hiperaktivite ve dikkat eksikliği konusunda ilaç kullanmamayı savunmuyorum. Gerçek tanı ve ihtiyaç halinde durumun çocuğa anlatılması ve ilaç kullanımı hem ailenin çocuğu, hem de çocuğun kendisini tanımasına yardım edecek ve çocuğun öz güvenini pekiştirecektir. Burada problem olan öğretmenin farklılıkları yönetememesinden kaynaklı olarak çocuğun ilaç kullanmasını talep etmesidir.

Hayalleri küçümsenen, farklılıkları kabul edilmeyen, etiketlenen, düşünceleri ve duyguları önemsenmeyen çocukların ileride kendi istediklerinin değil başkalarının istediği hayatı yaşama ve mutsuz olma olasılıkları çok fazladır.

Ken Robinson “Doğru koşullarda değişim yapmak için en iyi konuma sahip kişiler, öğrenme kalitesini en fazla etkileyen kişilerdir, yani öğretmenlerdir” demiştir. Çevremde kendini sürekli geliştiren, öğrencileri için fayda yaratmak için çırpınan çok fazla öğretmen bulunduğunu biliyorum. Bu öğretmenlerin ortak özelliği müfredat, ders yetiştirme vb detaylara takılmadan öğrenciyi dinlemeleri, duygularını anlamaları, kendileri gibi var olmalarını teşvik etmeleri, sınıf ortamlarında çocuklara demokratik, kendilerini yönetebilecekleri bir yapı sunmalarıdır. Hem eğitim hayatında hem de aile tarafında pozitif bir şekilde desteklenen çocuklar; yetişkinlikte de hayallerinin peşinden giden, motivasyon, hedef koyma ve gerçekleştirme noktasında sorumluluk alan, sağlıklı bir davranış şekli ortaya koyan bireyler olacaklardır.

“Dünyanın gördüğü en büyük başarı önce bir hayaldi. En büyük çınar önce bir tohumdu, en büyük kuş bir yumurtada gizliydi.” Edgar Allen Poe

Yazarın Notu: Yargılamadan dinlemek, farklılıklara gösterilen saygı, çocukların duygularını anlama sadece öğretmenlerin değil ailelerin de mutlaka üzerinde durması gereken konulardır. Çocuklarınızın duygularını anlamak, yaratıcı baş etme becerilerini geliştirmek ve duygularını düzenlemelerine yardımcı olmak için aşağıdaki kitaplardan faydalanabilirsiniz:

Çocuklar İçin Gelişim Serisi

DEHB tanısı almış çocuklar ve ebeveynleri için ise Kori’nin Hikayesi çok iyi bir kaynak olabilir.

BİLSEM SONUÇLARI AÇIKLANDI: VELİLER PANİKTE

Bilsem sınav sonuçları açıklandı, veliler panikte… Bugün Bilsem sınav sonuçları açıklandı, veliler panikte… Eğer çocuk sınavı geçemediyse kimi çocuklarına bu sonucu nasıl söyleyeceğini düşünürken kimi de çocuğun öğretmenine bu durumu…