SINAV STRESİNİZ YÜKSEKSE

17 yaşındaki genç karşımda oturuyordu. Sınav senesiydi. Meslek seçimi için yaptığımız görüşmede sınavlardan iyi notlar aldığını ve her şeyin onun tarafında iyi gittiğini ifade ediyordu. Birden kafasını kaldırıp suratıma baktı, yüzündeki kızgınlığı ve anlaşılamama duygusunu hissettim. “Tek problem ailem” dedi. “Ailemle çok tartışıyoruz, sürekli ders çalışmam gerektiğini söylüyorlar ve çalıştığıma inanmıyorlar, zaten ben yeterince çalışıyorum! Onlarla tartışmaktan bıktım artık, bazen çekip gitmek istiyorum!”. Bir anda o kızgınlık yerini şefkate ve çaresizliğe bıraktı, “Ama onları da anlıyorum benim için çalışıyorlar ve benim için çok endişeleniyorlar.” Sonra tekrar gözleri dolarak hüzünlendi “Peki ben onları bu kadar iyi anlarken, onlar beni nasıl anlamıyorlar?”

Evet yanlış anlamadınız şu anda tam da sınav sebebi ile ilgili yüksek kaygılı bir öğrenciden değil yüksek kaygılı bir aileden bahsediyoruz. Maalesef çoğu öğrenci için ailenin bu kaygısı öğrencide üzüntüden çok daha ileri bir noktaya kadar gelebiliyor.

Üniversite sınavlarına hazırlanan öğrencilerin sınav kaygılarını etkileyen faktörleri belirlemek için öğrenciler üzerinde yapılan bir araştırmada (2016) alınan sonuçlar şu şekildedir:

Öğrencilerin %70’i sınavı kazanarak ailenin emeğini boşa çıkartmamaları gerektiği, %72,5’i ailesinin mutlaka sınavı kazanmasını beklediklerini ifade ederek bu durumun sınav kaygılarını artırdığını belirtmişlerdir. Araştırma sonucuna göre üniversite adaylarının üzerinde ailenin etkileri ve beklentileri oldukça fazladır. Öğrenciler bu beklentiler karşısında daha çok kaygılanmaktadır.”

Aileler öğrenciler ile ilgili sınav stresi ve kaygısı konusunda destek almak istediklerini ifade ederek bizlere başvuruyorlar. “Bizim sınav senemiz” diye başlayan cümleler ile süreci anlatmaya çalışıyorlar. Öncelikle bazı durumları ayrıştırmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Bu sizin sınav seneniz değil…

Siz ebeveynsiniz…

Kendinize sormanız gereken bir soru var… Çocuğum kaygılı, peki ya ben, ben de kaygılı olabilir miyim?

Bu soruya samimi olarak cevap verdiğinizde aslında var olan problemin büyük bir bölümü çözülmüş olacaktır.

Çocuğuna sürekli ders çalış diyen ya da mutlaka sınavı kazanmalısın diye baskı yapan ebeveynler belki de bunları çocuklarının iyilikleri için söylediklerini düşünürken aslında kendi içlerinde yaşadıkları gelecek korkusu ve kaygı durumunu fark etmeden çocuklarına yüklüyorlar. Aslında sürekli ders çalış denilen bir çocuğun aldığı tek mesaj “SANA GÜVENMİYORUM” mesajıdır.

Bu gerçekten çok önemli bir konu olduğu kadar çok üzücü bir konudur. Burada tabi ki “her ebeveyn çocuğa kaygısını yansıtıyor ve öğrencilerin hepsi bu yüzden kaygılı” gibi bir sonuca ulaşmadığımızı da belirtmek istiyorum. Sonuç olarak öğrencinin sınav kaygısı normaldir ve olması gereklidir. Çünkü normal düzeyde seyreden bir sınav kaygısı öğrenciyi öğrenmeye ve bir amaç edinmeye motive eder. Burada bahsettiğimiz ise öğrencideki yüksek ve aşırı kaygıdır. Burada gerçekten ebeveynlerde bir kaygı durumu yoksa ve sadece öğrencide bu durum oluşuyorsa, öğrencinin destek alması yeterlidir. Genelde danışanlarımızdan edindiğimiz gözlemler (araştırma sonuçlarına da paralel olarak) ailenin de bu süreçte oldukça kaygılı olduğu yönündedir. Bu durumda da ailenin kaygısı çocuğun kaygısını tetiklemektedir.

Eğer çocuğunuzun geleceği ile ilgili korku ve kaygılarınız yüksek derecedeyse öncelikle bunun kaynağını keşfetmeniz gereklidir. Kaygılarınızın kökenine inmek kendinizi daha iyi tanımanızı sağlayacak ve baş etme yollarını öğrenmek sizi ebeveyn olarak kendi hayatınızda güçlendirecektir. Bunun için gerektiğinde yardım almaktan çekinmeyin. Kendinizi tanıdıkça ve neyi neden yaptığınızı fark ettikçe bu çocuğunuz ile olan iletişiminizi de güçlendirecektir. İletişimi güçlendiren diğer önemli bir konu ise ergenlik dönemindeki çocuğunuzu gerçekten tanımak ve nasıl doğru davranacağınızı bilmektir. Çocuğunuzun bazen anlam veremediğiniz davranışları onun içinden geçtiği dönemi (fizyolojik, psikolojik, sosyal) iyi bildiğinize anlam bulacaktır. Ergenlik sürecini bilmek ve kabullenmek aynı zamanda çocuğunuzu da doğal olarak kabul etmenizi sağlayarak ilişkide güven noktası yaratacaktır. Bunun için size “Ebeveyn Kitaplığı” kitabını tavsiye ederim. Oradan doğru kaynaklara ulaşabilir ve çocuğunuzla iletişim kanallarını güçlendirebilirsiniz.

İletişim kanallarını güçlendirmek sınav senesinde çocuğunuza destek olmanın altın anahtarıdır. İletişimi güçlü olan ebeveyn ve genç konuşur, sohbet eder, karşılıklı olarak birbirini kabul eder. Genç güvende hissettiğinde küçümsenmeyeceğini bilerek hayallerini, hedeflerini paylaşır, hatalarını saklamaz. Ebeveyn bu iletişim içerisinde çocuğunun yaptığı hataları onu geliştirici faktörler olarak görür, yargılamaz. Öğrenci de hedefine giden yolda yaptığı hataları gelişim olarak kabul ederek daha iyisini yapmak için motive olur. İlişkinin temel noktasında korku yoktur, güven vardır.

Aslında hayattaki tüm iletişim kanallarımızda birbirimizi olduğumuz gibi kabul etmek, anlamak, anlaşılmak, güven duymak ve hata yapsak da sevileceğimizi bilmek çok önemlidir. Bu bizi ilişkide her an motive eder, daha iyisini yapma konusunda cesaretimizi artırır.

Aileler çocuklarıyla bahsettiğimiz iletişim modelini samimiyetle kurduklarında yaşanılan birçok problemin kendiliğinden çözüldüğüne şahit olacaklardır. Sevginin, bilginin, samimiyetin, çabanın çözemeyeceği bir problem yoktur.

Sadece kendimize ve onlara güvenelim…

BİLSEM SONUÇLARI AÇIKLANDI: VELİLER PANİKTE

Bilsem sınav sonuçları açıklandı, veliler panikte… Bugün Bilsem sınav sonuçları açıklandı, veliler panikte… Eğer çocuk sınavı geçemediyse kimi çocuklarına bu sonucu nasıl söyleyeceğini düşünürken kimi de çocuğun öğretmenine bu durumu…

ZAMAN MAKİNESİ KESİNLİKLE GERÇEK

Öğretmen sınıfa girer. Çocuklara bugünkü ders konusunun hayal kurmak olduğunu söyler. Çocuklar çok heyecanlanırlar, sabırsızlıkla hayallerini söylemek isterler. Çocuklar hayallerini söylerken bir öğrenci “Zaman makinesini icat etmek istiyorum” der. Öğretmenin…