BİLSEM SONUÇLARI AÇIKLANDI: VELİLER PANİKTE

Bilsem sınav sonuçları açıklandı, veliler panikte…

Bugün Bilsem sınav sonuçları açıklandı, veliler panikte… Eğer çocuk sınavı geçemediyse kimi çocuklarına bu sonucu nasıl söyleyeceğini düşünürken kimi de çocuğun öğretmenine bu durumu nasıl açıklayacağı konusunda endişeleniyor. Hepsi olmasa da bir kısım öğretmen bu konuyu sınıfın başarı kriteri olarak görüyor. Öğretmen öğrencisine “Senden çok ümitliyim sınıfa sınavı kazanmadan gelme” diyebiliyor.

Yazık!!! Bahsettiğimiz çocuklar ilkokul 1.,2. ve 3. sınıf öğrencileri. Lütfen bunu çocuklarımıza yapmayalım. Bilsem’i kazanamamak dünya sonu değil. Bilsem dışında da özel yetenekli çocuklarımızın gelişimini destekleyebiliriz. Çoğunuzun bildiği gibi özel yeteneklilik durumuna çoğu zaman hassasiyet, kaygı durumları da eşlik ediyor. Bu sebeple durumu önce bizim analiz edip, sakin davranmamız ve çocuklarımızın kaygısını tetikleyecek davranışlarda bulunmamamız çok önemli.

Öncelikle şu konuyu bilmemiz gerekiyor. Çocuğumuz özel bir kurumda veya Ram’da tanı almış olabilir. Bu Bilsem’in ilk sınavından geçeceği anlamına gelmiyor. İlk sınav olan grup tarama testi zekayı ölçmüyor. İlk sınavı geçtikten sonra çocuğa bireysel olarak zeka testi uygulanıyor.

Bilsem’de bireysel testi geçen çocuklar uyum programına katılıyor, destek programında tüm dersleri alıyor, sonrasında ise yetenek alanlarına göre bireysel bazlı veya grup olarak proje ve etkinlik tabanlı eğitim alıyorlar. Çocukların yeteneklerine göre eğitim alması ve zeka akranları ile eğitim görmesi Bilsem’in en büyük avantajlarından. Fakat her Bilsem’in aynı kalitede eğitim vermediğini tecrübeli bir veli olarak söyleyebilirim. Bilsem’lerin müfredatı aynı olsa bile uygulama ve zenginleştirme bölümlerinde oldukça farklı bir yapıda olduklarını, velilerin ve öğrencilerin memnuniyet derecelerinin her Bilsem için ayrı olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.

Özel yetenekli çocuğumuz Bilsem’i kazanamadıysa ona nasıl destek olabiliriz?

İlkokul öğretmeni çok önemli. Çocuğunuz özel yetenekli ise öğretmeninin onu özelliklerini bilerek onu olduğu gibi kabullenmesi (çabuk anlayıp sıkılma, dersi dinlediği halde başka bir işle de meşgul olma, hareketlilik, hassasiyet vb sebepler) ve destek vermesi gerekiyor. Eğer öğretmen çocuğun kendi vaktini aldığından, çok soru sorduğundan, hızlı öğrendiğinden dolayı sınıfta sıkıldığı için hareketliliğinin artmasından, ilgisini uzun süre bir konu üzerinde tutamamasından şikayet ediyorsa ve çocuğunuz için hiçbir destek vermiyorsa aynı sınıfta, okulda veya öğretmende devam edip etmeyeceğiniz konusunda karar vermenizin zamanı gelmiş demektir. Öğretmenin çocukları çok sevmesi, farklılıkları kabul etmesi, özel yetenekli çocukların özelliklerini bilmesi, gelişime açık olması işinizi ve işbirliğinizi kolaylaştıracaktır.

Özellikle ilkokulda zenginleştirme çok önemli. Eğer okulunuz bu konuda eksik kalıyorsa çocuklar özel kurumların “özel yetenekli çocuklar” için hazırladığı yaz, kış ve hafta sonu kamplarına götürülebilir. Bu kurumlarda eğitim içeriğini ve pedagojik yönden uygunluğu incelemenizi önemle tavsiye ederim. Burada yapılan çalışmalar zenginleştirme çalışmalarıdır. Çocuğunuzun farklı etkinlikler ile karşılaşıp yetenek alanlarını belirlemesine yardımcı olur.

Çocuğunuzla ilgili bir başka seçenek ise destek eğitim odaları. Okulların Ram’da (Rehberlik Araştırma Merkezleri’nde) tanı almış çocuklar için destek eğitim odası açma mecburiyetleri var. Çocuklar destek eğitim odalarında ders saatleri dışında belirlenen BEP(Bireysel Eğitim Planı) çerçevesinde eğitim alırlar. Bu eğitim ücretsizdir.

Sadece öğretmenlerin değil bizlerin de aileler olarak çocuklarımızın ilgi alanlarında gözlem yapmamız çok önemli. Çocuklarımızın ilgi alanındaki ücretsiz etkinlikleri takip ederek onları katılmaya teşvik edebiliriz. Belediyeler, bilim merkezleri gibi kurumların çocukların farklı ilgi alanlarına yönelik etkinlikleri mevcut. Üniversitelerin de bu konulardaki çalışmalarını (astroloji, kodlama vb etkinlikler, hafta sonu grup çalışmaları gibi) takip edebilirsiniz. Tüm bu aktiviteler için çocuğu zorlamamak ve istediklerini denemesine fırsat vermek önemli.

Çocuğun ilgi alanı belirlendikten sonra (genelde çocuğun akışta olduğu konudur, çocuk o konuda zamanın nasıl geçtiğini anlamaz daha fazla öğrenmek ve uygulamak ister, çok uzun süre aynı konuda odakta kalır) gerek okulda gerekse dışarıdaki aktivitelerde çocuğa göre zorluklar belirleyerek ve görevler verilerek (fazlasıyla zor ve fazlasıyla kolay olmayan) onun potansiyelini geliştirmesine yardımcı olunabilir. Özel yetenekli bireylerin mükemmelliyetçi yapıları göz önüne alındığında bu konunun oldukça hassas olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Çocuğun yapabildiğini gördükçe bir sonraki aşamada onu geliştirecek adımlar atılması gereklidir. Çocuk başardığında veya başaramadığında sürecin övülmesi ve çabanın takdir edilmesi çok önemlidir. Çocuklara ünlü kişilerin biyografilerini okumak bu konuda çok faydalıdır. Bu kişilerin defalarca hata yaptıkları halde yılmadan denemeleri ve yıllar süren çalışmalar sonucunda edinilen başarılar özel yetenekli çocukların vazgeçmemeleri yönünde onlara ilham olmaktadır.

Çocukların sosyal hayatta ve eğitim hayatındaki arkadaşlarının yanında zeka akranları ile bir arada bulunması da çok önemlidir. Çocuk kendi ilgi ve yetenek alanlarında da arkadaşları ile sohbet etmek ya da faaliyette bulunmak isteyecektir. Ayrıca çoğu özel yetenekli çocuk bazı konularda kendini farklı ve yalnız hissedebilmektedir. Özel yetenekli çocuklar gerek öğretmen tarafından gerekse arkadaş çevresi tarafından dışlanarak farklı olduklarını hissederlerse yaşları ilerledikçe yalnız kalmayı veya sosyal uyum adına kendini kapatarak ve yeteneklerini göstermeyerek bir sosyal gruba ait olmayı seçebilirler. Bunun için kendi özelliğinde olan çocuklarla bir araya gelmesi önemlidir. Katıldığı etkinlikler yeteneği alanında onu desteklerken aynı zamanda arkadaşlık fırsatları oluşturulabilir. Özel yetenekli çocukların farklı arkadaş grupları içerisinde olması gelişimleri açısından önemlidir, bu konuda ailelerin çocuklarını desteklemeleri gerekmektedir.

Her anne baba çocuğu için en iyisini ister ama bunu hayat amacı haline getirmek yanlıştır. Özel yetenekli çocukların ailelerine yaptığım grup koçluğu ve mentorluk çalışmalarında da gözlemlediğim üzere özel yeteneklilik konusuna gereğinden fazla anlam yüklemek ya da bu konuyu tamamen yok saymak çocuklara zarar vermektedir. Ne ondan yapamayacağı kadar çok beklentiye girmeliyiz ne de yeteneklerini yok sayarak tamamen kendi haline bırakmalıyız. Çocuğumuzu tanımamız, kişiliğine, değerlerine ve isteklerine saygı duymamız, iletişim kanallarımızı güçlü tutarak onların duygu ve düşüncelerini ifade etmelerine fırsat tanımamız, gerektiğinde onlara rehber olmamız ve onları desteklememiz çok önemli.

Hayatlarında sınavlar hep olacak. Sınavlar ne bir başlangıç ne de bir bitiştir. Hayatın kendisidir. Hayat yolunda çocuklarımıza koşulsuz sevgimizle birlikte destekleneceği ortamlar sunarsak David Dobbsun dediği gibi: “Bu hassas çocuklar çok nadir görülen eşsiz bir çiçeğe dönüşeceklerdir…”

SINAV STRESİNİZ YÜKSEKSE

17 yaşındaki genç karşımda oturuyordu. Sınav senesiydi. Meslek seçimi için yaptığımız görüşmede sınavlardan iyi notlar aldığını ve her şeyin onun tarafında iyi gittiğini ifade ediyordu. Birden kafasını kaldırıp suratıma baktı, yüzündeki…

ZAMAN MAKİNESİ KESİNLİKLE GERÇEK

Öğretmen sınıfa girer. Çocuklara bugünkü ders konusunun hayal kurmak olduğunu söyler. Çocuklar çok heyecanlanırlar, sabırsızlıkla hayallerini söylemek isterler. Çocuklar hayallerini söylerken bir öğrenci “Zaman makinesini icat etmek istiyorum” der. Öğretmenin…