Bir öğretmen olarak sistem dışında değişen öğrencilere de uyumlanmak gerekli mi?

  • K2_WRITTEN_BY  Sema Deniz
  • K2_PUBLISHED_IN Blog
  • K2_READ 3312 K2_TIMES

Birkaç haftadır Özel Anadolu Liselerinden birinde öğrenimini sürdüren bir öğrenci ile çalışıyorum. Bu hafta Lise öğreniminin belirli bir aşamasında seçilmesi ya da seçilmemesi gereken IB programı ile ilgili konuştuk. Kısaca IB programı; bu programı seçen ve başarıyla tamamlayan öğrenciye Uluslar arası geçerliliği olan bir lise diploması kazandırır.

Makalenin konusu, öğrencimizin IB seçip seçmeme kararında ortaya sürdüğü kriterler ve bu kriterlerin eğitim sistemimizde yaygın olan bir acı gerçeği tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermesi.

Bu konuda ki konuşmamız ;

“ Bir de önümüzde ki yıl IB’ye katılıp katılmamaya karar vermem gerekiyor.”

“ Önümüzde ki yıl vermen gerektiğini söylediğin bir kararı şimdiden düşündüğünü anlıyorum. Bunu bugünlerde düşünmene sebep olan durumu anlatmak ister misin bana ?”

“ Aslında ben kesinlikle IB seçmemeye karar vermiştim liseye başladığımda. Çünkü Türkiye’de okumak istiyorum, yurt dışında bir üniversitede değil.”

“ Peki, bu kararını sorgulamana sebep olan ne oldu ?”

“ Bu yıl öğretmenleri iyice tanıyınca şunu fark ettim; bizim Türk Öğretmenlerin çoğu öğrencinin performansını veya başarısını değerlendirirken ona olan duygularına göre not veriyorlar.”

“ Tam olarak nasıl oluyor bu ?”

“ Mesela öğretmen beni sevmiyorsa sınav notlarımda bir şey yapamıyor ama performans değerlendirmelerimde düşük not veriyor. Hiç hak etmediğim halde. Üstelik derste bana olan tutumu son derece sevimsiz ve agresif oluyor. Oysa yabancı öğretmenler öyle değil.”

“ Yabancı öğretmenler nasıl bu konuda ?”

“ Yabancı öğretmen beni sevse de sevmese de hak ettiğim notu veriyor. Eğer beni sevmiyorsa benimle fazla sohbet etmiyor ama kötü de davranmıyor veya notumu düşürmüyor.”

“ Öğretmenlerinin tutumunda ki bu farklılık seni IB seçimi konusunda etkiledi, anlattıklarından bunu anlıyorum ne dersin ?”

“ Evet hem de çok etkiledi, çünkü şu an lise de aldığım eğitim ve notlar hayatımı yönlendirecek ama öğretmenin beni sevip sevmemesine göre belirlenen notlarla üniversiteye geçmek istemiyorum. Bu yüzden yurt dışında okumasam bile lise eğitimimi IB programında tamamlamak istiyorum.” Gibi sürdü konuşmamız. Sizin de fark edeceğiniz gibi konuşmanın sonunda bir karara varmıştı kendi doğruları yönünde.

Yukarıda ki konuşmayı ben de yarattığı etkileri aktarabilmek için paylaştım sizlerle. Karşımdaki genç; son derece aklı başında, geleceğini ve bugününü etkileyen olayları netlikle gözlemleme yeteneğine sahip, objektif ölçülerde bir bakış açısı taşıma kapasitesi olduğu içinde eğitim kurumunun ona sunduklarını tartabilen nitelikli bir akıl.

Bu özellikleri taşıyan öğrenci; öğrenciye olan duyguları yönünde hareket eden ve performans ölçen öğretmenlerle karşılaştığında olanlar beni hem çok sevindirdi hem çok üzdü. Öğrencinin potansiyeli ve taşıdığı özellikleri netlikle anlaşılınca bu öğrencinin eğitimini üstlenen onun deyimiyle “Türk Öğretmenlerin “ henüz yaptıkları işle duygusal aktarımlarını birbirinden ayıramamış, kişisel duygularını işinden ayrı tutacak profesyonelliğe ulaşamamış ve en kötüsü de kişisel duygularının öğrencilerin hayatı üstünde ki etkilerinin farkına bile varamamış olması beni cidden çok ama çok üzdü.

Biz eğitimciler eğitim camiasında ki sorunları ya sistemden ya da öğrencilerden bilmeye, bunu bu şekilde üstümüzden atmaya o kadar alışkın ve meyilliyiz ki . Yukarıda anlattığım tablo da durumun adını eğer adını sorun koyarsak ve onu arasak nerede – kimde bulacağımız çok net değil mi ?

Artık maalesef pek çok eğitimcinin muzdarip olduğu şekilde sıklıkla değişen eğitim ve sınav sistemimizin eğitim kadrosu üstünde yarattığı olumsuz etkiler hepimizce bilinen bir durum. Bu açıdan öğretmenlerin içinde bulundukları şartların zorluğunun hepimiz farkındayız.

Ancak sadece eğitim sistemimiz ve sınavlar değişmiyor Sevgili Öğretmenlerim; öğrencilerde değişiyor. Özellikle takip etmemiz ve adaptasyon için kendimi geliştirmemiz gereken en önemli alan Öğrenci Değişimi.

Karşınızda geleceğine bakan, vizyonunu çizebilen, klasik eğitim metodları ile öğrenmeden zevk almayan, öğretmenden ne bekleyeceğini çok iyi bilen ve öğrenme araçlarını ölçüp tartabilen öğrenciler var artık. Bu bana büyük heyecan ve mutluluk veriyor. Ve benim inancıma göre bir öğretmenin en büyük motivasyonu da karşısında bu tip öğrenciler görmek olmalı. Dünyaya yeni açılan yüksek seviye bilinçleri kendi kişisel duygularımızla soldurmak yerine duygularımızdan tamamen bağımsız ( sevgi – şefkat duygularını ayrı tutarak) hareket edebilme becerisini elde etmeliyiz ki öğrencilerimize bu beceriyi artarak kazandıralım.

BEN ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNE, BUGÜN OLDUĞUMUZ HALDEN SADECE ŞİKAYET EDEREK DEĞİL DEĞİŞTİRMEK İÇİN ÇABALAYARAK SÜRDÜRMEMİZ GEREKEN BİR İÇ MOTİVASYONLA BAKMAMIZ GEREKTİĞİNE İNANIYOR VE BU VİZYONU BENLE PAYLAŞTIĞINIZIN BİLİNCİYLE SAYGILARIMI SUNUYORUM.

Facebook'ta Paylaş

Koçluk Eğitimi

Paul Ekman

K2_LEAVE_A_COMMENT

K2_COMMENT_FORM_NOTES

© 2014 Sola Unitas Academy. All rights reserved