Ne istiyorum?

  • K2_WRITTEN_BY  Eda Hotman Ural
  • K2_PUBLISHED_IN Blog
  • K2_READ 6985 K2_TIMES

Hayatın koşturması, zorunluluklar, mecburiyetler, kısıtlamalara takılmalar içinde çok basit görünen şeylere yer kalmıyor bazen. Oysa ki, pişmanlıklar işte bu basit şeylerin, basit soruların unutulmuşluğunda başlıyor genellikle. Basit, gayet yalın bir soru. Değil mi?

 

Pekiyi, en son ne zaman sorduk kendimize bu soruyu? Bir düşünün.

Pekiyi... Hiç lise yıllarında sormuş muydunuz kendinize? Ya da bir ebeveyn, bir öğretmen, bir büyüğünüz hiç sormuş muydu size, “ne istiyorsun?”

Biraz da şimdiye bakalım. İş hayatında, örneğin işe giriş mülakatlarında ya da performans görüşmelerinde bu soru size hiç soruldu mu?

Hayatın koşturması, zorunluluklar, mecburiyetler, kısıtlamalara takılmalar içinde çok basit görünen şeylere yer kalmıyor bazen. Oysa ki, pişmanlıklar işte bu basit şeylerin, basit soruların unutulmuşluğunda başlıyor genellikle. Hele de soru isteklerimize yönelikse, soru ne kadar basitse, cevabı bir o kadar önemli oluyor.

Pekiyi en son ne zaman en çok önemsediğiniz değerlerinizi hayatın içinde, hayatın her alanında dolu dolu yaşadığınızı fark ettiniz?

Sosyal ortamlarda, arkadaşlarınızla, iş yerinizde, hatta bazen en yakınınız olan aileniz, eşiniz, çocuklarınızla “tam kendiniz gibi” davrandınız? Varlığınızın, değerlerinizin yaşam tarafından onurlandırıldığını hissettiniz?

Buradayım. "An"dayım. Ve "var olma nedenimi, sadece kendim olarak hayata katıyorum" hissi. Hani hafif bir meltem eser de çok ferah hissederiz ya kendimizi... İşte öyle bir his, yakın zamanlarda dolaştı mı bedeninizde?

Çocuğu olup da Şirinler filmini ya da çizgi filmlerini seyretmemiş yoktur sanırım aranızda. Şirinler köyünde, her Şirin/e, sadece kendi özünü ortaya koyarak, sadece kendisi olarak hem yaşamda sadece sevdiği şeyleri yaparak yer alıyor, hem de o köye kendi özellikleri ile renk katıyor. Zorunluluklar, zorlamalar, endişe ve korku ile yapılan seçimler yok orada. Sadece kendileri var. Oldukları gibi. Kendilerini gerçekleştirdikçe, ışıldıyorlar mutlulukla. Bu yüzden "şirin"ler.

Gerçek hayat da böyle aslında. Özünde, hayatın içinde herkes az çok aynı temel istekler peşinde koşsa da, herkesin bu temel isteklerini doyurma şekli kendi becerisi, yetkinlikleri yani yaşam amacı üzerinden olacaktır. İstekleri peşinde koşarken, kendi rengini, kendi varlığını katacaktır yaşama.

Pekiyi ya biz? Çocukluğumuzda ya da geleceğimize yönelik seçimler yapma aşamasına geldiğimiz ergenliğimizde NE KADAR BİZ OLABİLDİK? Kendimizin ve isteklerimizin ne kadar farkına varabildik? Hayat bütününde, ama en çok da iş hayatımızda, mesleğimizde ışıldıyor muyuz bugün? Yoksa, keşkeler mi ya da "daha iyi olabilirdi" sözleri mi kapsıyor zihnimizi?

Bugün çocuklarımız kendi gibi olma, kendini ifade etme konusunda daha avantajlılar bizden. Ayrıca, yapabilecekleri seçimler, alternatiflerin çokluğu, bu alternatifleri fark edebilme konusunda da çok daha şanslılar. Kalplerinin istediği, hedef olarak belirledikleri her yol daha ulaşılabilir onlar için.

Yalnız oyunun tek bir kuralı var: Ne istediklerini ve kendi temel doyum noktalarını bilmek. Becerilerini, yetkinliklerini keşfederek, bunları amaçlarına doğru nasıl etkin kullanacaklarını bilmek.

İZOTOMİ projemizdeki temel nokta bu. Her bireyin özgünlüğünü, biricikliğini yaşama geçirmesi, en yetkin ve verimli olduğu konuları keyifle birleştirerek, kendini, değerlerini yaşayabildiği doygun bir yaşamı oluşturması.

Bu noktada “seçimler” devreye giriyor. Bilinçli, istekle, gönülden yapılmış ve bireyin tümüyle kendini, değerlerini yaşamasını sağlayacak seçimler yapması.

Hayatta yapılan ilk temel seçim, meslek seçimi ile başlıyor. İşte bizler de, tam bu noktada, öğrencilerimize “ NE İSTİYORSUN” sorusunu sormak istedik. Yetişkinlerin dahi cevaplamakta zorlandıkları bir soruydu bu.

Bunu çalışmalarımızda kendisine buldurmadan önceyse, belki henüz kendisinin farkına varmadığı, üzerinde düşünmediği ya da adını koyamadığı “değerlerini” ortaya çıkararak yapmayı doğru bulduk.

Değerlerini belirleme ve isteklerinde farkındalık yaşatma evrelerinden sonraysa, öğrencilerimizin güçlü yönlerini, becerilerini, yatkınlıklarını yine görüşmelerimizde birlikte keşfederek, isteklerine gidecek yolda onların güçlenmesini hedefledik.

Mutluluğa giden yol kendimizi gerçekleştirmekten geçer felsefesiyle, tümü akademik ve iş hayatının içinde uzmanlaşmış olmalarının yanı sıra,  ekibimiz, çocuklarımızın bireysel yetkinlik yelpazelerini kendilerini en mutlu edecek şekilde kullanabilmelerine destek olmayı misyon edindi.

Siz ebeveynlerin ve bizim ödülümüz: renkli, ışıklı, farklılıkların gücünü keşfetmiş yaratıcı bir neslin, birey olarak en yüksek potansiyellerini gerçekleştirerek, kendilerini hayata ve mesleklerine yüzde yüzleri ile sunabilmeleri ve aslında kurumlar, şirketler için sadece bir kaynak değil, DEĞER olduklarını fark etmeleri olacak.

Değerlerini yaşayarak, en iyilerini ortaya koyarak, HAYATLARININ DEĞERİNİ BİLEN bireylerin ebeveyni olmak. Nasıl geliyor kulağınıza? En önemlisi, kalbinize?

Kalbiniz “EVET” dediyse, İZOTOMİ ekibi olarak çocuğunuzun geleceğe doğru atacağı adımlarda, bu misyonumuzla yanınızda olma fırsatını bizle paylaşmanızı isteriz.

 

K2_LEAVE_A_COMMENT

K2_COMMENT_FORM_NOTES

© 2014 Sola Unitas Academy. All rights reserved