Sizin çocuğunuz problemlere nasıl bakıyor?

  • K2_WRITTEN_BY  Cem Atat
  • K2_PUBLISHED_IN Blog
  • K2_READ 5658 K2_TIMES

Eğitim sistemimiz dolayısıyla bizler karşımıza çıkan problemlere genelde parça temelli yaklaşıyoruz. Okul zamanlarında bu havuz problemiydi, sonra iş hayatında günlük sorunları çözme temelli oldu.

Kızım Leyla yapboz oyunlarına birkaç sene önce ilgi duymaya başladı. Ben de onunla zaman geçirirken, eskiden severek oynadığım, ama uzun zamandır aklımdan çıkmış olan yapboz oyunlarına geri dönmüş oldum. Beraberce yapmaya başladık. Ben, eskiden kalma stratejim olan, önce kenarları birleştir, daha sonra uyumlu parçaları birbirine bağla mantığıyla hareket ediyordum. Bir anda, Leyla “baba, kovanın parçasını görüyor musun” dediğinde, ufak çaplı bir farkındalık yaşadım. Bu yapbozda kova mı vardı? Anında, kutu üzerindeki büyük resme baktım. Kova tam ortadaydı ve benim dikkatimi Leyla soru sorana kadar çekmemişti. Kafama takıldı bu iş. Daha sonraysa Leyla’nın anaokulu müdürü Zeynep Ellialtıoğlu ile görüşürken, çocukların ilk yaşlarında daha bütünsel olduklarını, ancak sonraları, gerek gördükleri yetişkinleri modellemelerinden, gerekse eğitim sistemlerinde kullanılan geleneksel problem çözme tekniklerinden dolayı, yaklaşımlarının bütünsellikten parçalara kaydığını konuştuk.

Eğitim sistemimiz dolayısıyla bizler karşımıza çıkan problemlere genelde parça temelli yaklaşıyoruz. Okul zamanlarında bu havuz problemiydi, sonra iş hayatında günlük sorunları çözme temelli oldu. Ancak, gelinen noktada asıl problemlerimiz için pek fazla adım atmadığımızı gözlemliyorum. Bunun da kaynağı, olaylara sadece stratejik olarak yaklaşıyor olmamız. Büyük resmi kaçırıyoruz. Bunu bazen cidden görmüyoruz, bazen de görüp görmemezliğe geliyoruz. Sebebi anlık tepki verme dürtüsü, korku, yetersizlik algısı, vs. olabiliyor. Ancak, dönüp tekrar baktığımızda, üstünde biraz durduğumuzda, aslında aynı tip problemlerin farklı boyutlarda, farklı ortamlarda tekrar karşımıza çıktığını fark ediyoruz. Maalesef, benzer problemlerle karşılaştığımızda yine aynı stratejilerle ya da benzer stratejilerle günlük çözümler buluyoruz. İşte bu noktada, asıl olayın parçalardan değil, bağlantılardan kaynaklandığını görmemiz gerekiyor.

Bununla ilgili Daniel Aronson’un çiftçi örneğini çok severim. Ürünlerine saldıran haşerelerle ilgili, geleneksel düşünce yöntemiyle kullandığı ilacın miktarını ve yoğunluğunu arttıran çiftçi, ilk aşamada belki işe yarayan bir çözüm buluyor. Ancak, sonrasında, kullandığı ilaca bağışıklık kazanmış daha büyük ve güçlü bir haşere ordusuyla karşılaşıyor. Ayrıca, ürüne zarar veren haşereleri yiyen yaban arılarını da kullandığı ilaçla öldürmüş oluyor. Bu savaş bu şekilde devam ederken, ürünün kalitesi bozuluyor, çiftçinin maliyeti artıyor, toprağın verimi düşüyor; ürünü tüketecek olan bizler daha fazla zehre maruz kalıyoruz. Tabii, çiftçinin yaptığı mücadele ve stres ise katlanarak artıyor. Bu noktada, sistemin tekrarlayan davranış kalıplarını göz önüne aldığında, tepkisel olarak kullandığı ilacın zararlarını görüp, ona göre yol alması gerekiyor.

Önemli olan, davranış kalıplarını fark etmek. Sistemin tek bir parçasına odaklanıp, ki bu durumda ürünü yiyen haşere, ona göre bir çözüm bulmak yerine, haşere ve yaban arısı arasındaki bağlantıya ve sistemin diğer bağlantılarına odaklanmak, sistem içerisinde bir davranış değişikliğini getiriyor. Aynı tip problemler karşımıza çıktığında, sistemik yaklaşımla, bir üst seviyeden düşünerek olaylara yaklaşırsak, uzun dönemli ve kalıcı sonuçlar veren çözümler bulabiliyoruz.

 

Koçluk Eğitimi

Paul Ekman

K2_LEAVE_A_COMMENT

K2_COMMENT_FORM_NOTES

© 2014 Sola Unitas Academy. All rights reserved